Okul kapandıktan sonra kullanmadığım masaüstüne Centos 5.3 kurmuştum. Dün akşam ise ilk yapılandırmalara başladım. Önce SSH kontrolü için statik ip yapılandırmasını yaptım onu göstermek istiyorum. Aslında yapılandırmanın normal windowstaki ip yapılandırmasından bir farkı yok. Ama SSH (Security Shell)‘in çok farkı var :) Öncelikle yukarıdaki bardan Sistem menüsüne tıklıyoruz. Oradan Yönetim üzerine gelip yan tarafta açılan menüden Ağ‘ı seçiyoruz. Aşağıdaki gibi bir pencere karşımıza geliyor.

Eğer ethernet kartımız harici bir ethernet kartıysa chipsetide Realtek ise Centos 5.3 otomatik tanıyor. Kurulum yapmanıza gerek kalmıyor. Onboard ethernet kartlarında ekstra kurulumla uğraşabilirsiniz. Bu pencereden etkin olan ethernet kartını seçip yukarıda bulunan Düzenle butonuna tıklıyoruz. Aşağıdaki gibi yeni bir ayar penceresi açılacak.

Burada ip yapılandırmasını yapıyoruz. Local Networkteki cihazların iplerine göre linux sunucumuzada bir ip belirliyoruz.
Statik olarak belirlenmiş ip adresini seçiyoruz.
Adres kısmına sabit ipyi yazıyoruz. Ben 192.168.2.10 olarak belirledim.
Alt ağ maskesi kısmına networkumuzun yapısına göre uygun bir alt ağ maskesi giriyoruz.
Ön tanımlı ağ geçidine ise router’ımızın erişim ip adresini giriyoruz. Tamam deyip bir önceki ekrana geliyoruz. Oradaki sekmelerden ise DNS sekmesini tıklıyoruz.

DNS’i otomatik ayarlamak istiyorsanız Birincil DNS kısmına modeminizin ağ adresini girmeniz yeterli. Böylece dns yapılandırmasını modeme bırakmış oluyorsunuz. Bu ayarları yaptıktan sonra ethernet kartını etkisiz hale getirip sonra tekrar etkinleştirmeniz gerekmektedir. Bunuda aygıtlar sekmesine tekrar gelerek yukarıdaki butonları kullanarak yapabilirsiniz. Bunları yaptığınız takdirde localdeki başka bir bilgisayardan sunucunun local ipsine bağlanarak uzaktan kontrolü başlatabilirsiniz. Bunuda başka bir yazıda göstereceğim.
Koca bir sene öss kısaltmasını bolca duydum. Anadolu Meslek Lisesi olduğum için önümde girebileceğim 4 yıllık fakülte olarak bir tek Bilgisayar Öğretmenliği vardı. Ama ben ne bir öğretmenlikte nede bir memurlukta mutlu olamayacağımı bildiğim için össyi fazla önemsemedim. Her zaman bu durumu çok saçma bulmuşumdur. Neyse sistemi eleştirmekle hiç vakit kaybetmek istemiyorum çünkü bitmez.. Öğrenci Seçme Sınavına bir üniversitenin amfisinde bende girdim ve çıktım. İlk girişimdi. bir daha da olmaz :)
Öss’yi atlattıktan sonra her ne kadar sınavı önemsemesemde içimde bir rahatlık hissi oluştu. Önümde planlanmış bir günün olmamasından olabilir. Artık yaz tatiline tam olarak girmiştim. Evet tatil, bol bol deniz, her gün sabahtan akşamlara kadar gezmek tozmak, arkadaşlarla sürekli görüşmek, oyun oynamak değil tabiki :)) İş yapmak ve bazı bilgisayarla alakalı teknik konularda gelişmek için önümde bir sürü günün olduğunu bilmek iç rahatlatıcı olan şeylerden. Tabi arkadaşlarla gezilip değişikliğe gidilecek ama çok sık değil.
Öncelikle elimdeki işleri birer birer teslim ediyorum. Bunun yanında yeni web programlama işlerininde geldiği oluyor. Çok büyük işlerde geliyor ama almamaya çalışıyorum. Büyük iş olduğu için ayrılacak zamanında büyük olması gerekiyor. Bu yüzden bazı aklımdaki konularda kendimi geliştirebilmem için pek fazla zaman kalmıyor. Daha çok kurumsal çalışmayı seviyorum.
Bu yaz teknik konularda teorik çalışmayıda göz önünde bulunduracağım. Tatilin başındayız arada sırada, çok sıkmadan, çokta özletmeden blogumla ilgilenip kendimle ilgili yazılar yazmayı düşünüyorum. Daha çok inceleme ve teknik konulardaki yorumlarımı ve uygulamalarımı bulabilirsiniz. Tüm öğrencilere iyi tatiller, umarım tatilinizi iyi değerlendiriyorsunuzdur.
Bugün Saat 07:01 itibariyle facebook kullanıcılarına, kullanıcı adı alma hakkı verdi. Geri sayım sayacının 00:00:00:00 olmasıyla hazırda bekleyenler kullanıcı adlarını önce almak için davrandı. Ben buraks’ı alabildim. Profilime buradan ulaşabilirsiniz :)
Kullanıcı adı almak isteyenler buradan alabilirler…
Sizlere 1. sezonu yeni biten, yabancı özel bir diziyi tanıtmak istedim. Ben heyecanla ve severek izledim her bölümünü. Eğer biraz polisiye, biraz teknoloji, birazda gizemli olaylara meraklıysanız kesinlikle bölümler, hatta sezonlar birikmeden diziye başlayıp ilk sezonu bitirmelisiniz.
Dizide işlenen olayların bağlantısı, konusu nedir diye soracak olursanız, diziyi anlatmak için yetmez ama görünmezlik, zihinsel kontrol, ışınlanma, genetik mutasyon, yeniden dirilme, ölüyle zihinsel olarak konuşma gibi kavramları konu alıyor.
Dizinin fan sitesi mevcut. Burayı ziyaret ederek Fringe hakkında detaylı geniş bilgi alabilirsiniz. Hatta diziyi izlerkenki kafanızda oluşan teorilerinizi siteye yazabilirsiniz. Diziyi izlemeden önce spoilerları okumamanızı tavsiye ederim :)
Özellikler :
Site ayarlarının yönetimi,
Sabit sayfaların yönetim panelinden kolayca güncellenmesi,
2 kategori altında eklenen villaları resim önizlemesiyle görebilme,
Villalara tıklanarak villa ayrıntı sayfasını görebilme, villa açıklamalarını ve villanın resimlerini görebilme,
Yönetim panelinden galeriye kolayca resim yükleyebilme, resim silebilme..
Villalara açıklamayla birlikte resim ekleyebilme,
İletişim formu ve seo optimizasyonu yapıldı. Teslim edildi.
Bugün geçmek bilmeyen günlerden bir tanesiydi. Çünkü laptopsuzdum. Ve internetten sipariş ettiğim Asus eeepc 1000H netbook modelinin kargodan gelmesini bekliyordum. Normalde saat 2 gibi gelecek olan kargonun 6 gibi gelmesi de beklemeyi uzattıkça uzattı. Evin içinde attığım voltaları ucuca eklesem sanırım 1-2 kilometre yürümüşümdür. Neyse ki geldi ve kurulumları yaptım.
Nerden çıktı bu netbook sevdası diyecek olursanız, kendi notebookumun (Benq Joybook A52) pil ömrünün 35-50 dk civarında olmasıydı. Evin içinde yer değiştiriyordum fakat uzun şarj kablosuda benle birlikte geliyordu. Yaz mevsiminde altı bayağı bir ısınıyordu. Aslında laptoplara göre normal bir ısınmaydı ama notebooku göbeğime koyup film izleme gibi fantezilerim olduğu için o sıcaklık filmin ortalarında dayanılmaz hal alıyordu.
Piyasayı araştırdım incelemeleri takip ettim 2 model arasında kararsız kalmıştım. Birisi Samsung NC10 diğeri ise Asus eeePC 1000H modeliydi. Samsungun sesi daha düşük ve touchpadi de daha küçüktü. Touchpad girintisi de yoktu. Asus’unda güçlü bir marka olduğunu daha önceden biliyordum o yüzden tercihimi Asus’tan yana kullandım. Ekran küçük kendisi küçük ilk başta alışamayacağımı sandım ama alıştım sayılır bu yazıyı bile seri şekilde yazdım :) Yalnız shift tuşunu daha iyi bir yere yerleştirebilirlerdi. Yukarı ok tuşunun hemen dibinde kendisi. Yazı yazarken yanlışlıkla yukarı ok tuşuna basmanız halinde yazınızı başka kelimelerin arasında yazıyor buluyorsunuz..
Performansa gelecek olursak gayet iyi. Üzerinde modlar bulunmakta.
Auto mode
Power Saving mode (512mhz)
High Performance mode
Super Performance mode (1.6ghz)
Ben şarjdayken Super performance mode’ da çalıştırıyorum bir sıkıntı yok.
Genelde boş zamanlarımda dvdrip filmler izlerim. Oynatmada hiç bir sıkıntı yok. Hatta bu model ile 720p - 1080p HD filmleri izleyenlerde varmış. Ben henüz denemedim. Deneyeceğimide pek sanmıyorum. Genelde dvdrip dizi bölümleriyle işim oluyor. Kısaca ilk izlenimlerim iyi yönde. Bakalım kod yazmaya, çalışmalara başlayınca ne olacak :)
Sevgilerle..
Sizlere yine merak edip uğradığım bir siteden bahsetmek istiyorum. Ne ilginçtir ki sitenin konusuda tamamen merakla ilgili :) Meraktan.com‘a giriyorsunuz, şöyle bir başlıklara göz gezdirdiğinizde, günlük hayatta olan ama merak ettiğiniz, tanımlayamadığınız şeyler olduğunu görüyorsunuz ve yazılara dalıyorsunuz. Merakla yazıları okurken yazının sonlarına doğru merakınızı gidermiş kendinizi rahatlamış hissediyorsunuz. Bu tip bloglar hep dikkatimi çekmiş ve takip etmeme neden olmuştur.
Bu tarz bilgilere aç bir insanım. Okumadan o başlıkları geçersem aklımda hep soru işaretleri kalır. Eğer düzenli olarak twitter kullanıyorsanız meraktan.com’un twitter adresini takip edip yeni eklenen makalelerden haberdar olabiliyorsunuz.
Sitenin bir diğer avantajı ise, kafanızdaki merak ettiğiniz şeyleri siteye sorup o sorular hakkında makale yazılmasını sağlayabiliyorsunuz. Benim ilk aklıma gelen “Deniz neden tuzludur? Bu tuz gerçekten NACl midir? bu tuzun kaynağı nereden gelmektedir?” sorularıydı. İletişim bölümünden sorumu sordum ve ertesi gün sorduğum sorularla ilgili makale yayınlanmış. İlk önce şaşırdım sonra sevindim ve okumaya başladım.Sizde okumak isterseniz tıklayınız.
Meraktan.com sayesinde merakımı gideriyorum. Sizlerede öneririm..
Teknoloji gittikçe gelişiyor. Her geçen gün yeni teknolojik ürünler çıkıyor. Bunlardan bazıları ilgi görürken bazıları ise beklenen ilgiyi görmüyor ve unutulup gidiyor. Times gazetesi yılın en kötü 10 teknolojik ürününü içeren bir liste yayınladı.. Bakın listenin başında kimler var..
- Windows Vista : Microsoft’un işletim sistemi
- Gateway : Bir bilgisayar firması
- HD DVD : Toshiba’nın geliştirdiği format.. Yerini şuan blueray aldı
- Vonage : Bir Voip tarzı uygulama
- Youtube : Ünlü video sitesi değer kaybediyor.
- Sirius XM : Uydu radyosu; hiç kar edemiyor.
- Microsoft Zune : MS’un Apple’ın iPod’una rakip olarak çıkarttığı ürünü
- Palm : Bir cep telefonu şirketi.. Nokia’nın pazarına ve yeni ürünlerine dayanamadı.
- Iridium : Uydu telefonu şirketi; iflas etti.
- Segway : Yüzyılın icadı olarak tanınan elektrik motoruyla çalışan ve iki tekerleğiyle dengede durabilen pahalı bir ürün.
Son zamanlarda yakınlarımdan sık sık virüs şikayeti alıyorum. Sitelerinin sandboxa düştüklerini ve Google tarafından saldırgan olarak fişlendiklerini söylüyorlar. Bu gerçekten çok kötü birşey. Hiti olan siteler için bilhassa, tüm güven yıkılıyor.
Öncelikle virüsten bahsedeyim. Şuana kadar 3 tür virüse rastladım. Birincisi php dosyalarının ilk satırına uzun, karmakarışık bir kod şeklinde yerleşiyor. Yarısı şifreli yarısı açık karman çorman bir kod yığını.. Sanırım sonsuz bir döngü oluşturarak siteleri ulaşılmaz hale getiriyor. Veya yavaşlatıyor. İkincisi Javascript kodu.. Bu kod html dosyalarının </head> tagından hemen sonra </body> tagından hemen önce geliyor. Tek satırlık uzun bir kod. Buda karman çorman saçmasapan karakterlerin olduğu bir kod. Bir şifreleme tarzımı yoksa başka bir şey mi bilemeyeceğim. Bahsettiğim bu JS Kodu birde .js uzantılı dosyalara bulaşıyor ki sormayın.. Sunucudaki her .js uzantılı dosyanın en son satırına kendini kopyalıyor. Üçüncüsü ise 1px x 1px boyutlarında bir iframe açıyor ve kendi sitesinin sizin siteniz aracılığıyla hit kazanmasını sağlıyor.
Bunların nihayetinde siteniz sandboxa düşüyor ve sitenize girmek isteyenler “Saldırgan olarak bildirilmiş site!” yazısıyla karşı karşıya kalıyor.
Bu durumdan korunmaya gelince, bilgisayarınızı kaliteli, güncel bir antivirüs programı ile korumaya almak. Ve crack ftp programı kullanmamak. Sitenizde ki dosyaları temiz yedekleriyle değiştirmek, eğer yedeği yoksa dosyalardaki bahsettiğim kodları elle teker teker ayıklamak :( Daha sonra sıra geldi beklemeye. Ama bir site buldum. Google’a sitenizi tekrar incelenmesi için bildirim yapıyorsunuz. Buraya tıklayarak siteye ulaşabilirsiniz.
Ayrıca bilgisayarınızı taratacağınız özel ücretsiz bir yazılımda var. Bu tarz web sayfa virüslerini buluyor. Ve daha bir çok araç.. Sayfaya ulaşmak için tıklayınız.
Far cry hayranları oyununu bilirler.. Bu sene 2.’si çıktı hatta… Birincisini bitirdim ama ikincisini bitirmeye henüz vakit bulamadım. Umarım yazın bitiririm.. Oyun oynayan biri değilim :) Tek oynadığım ve oyun sonunu getirdiğim oyun da Far cry ‘dır :) Neden bilmiyorum ama gerçekten çok ilgimi çekti. Far Cry’ın birincisinide bir yaz tatilinde bitirmiştim. Bir oyun oynanırken bu kadar mı heyecanlanılır, insan kendini bu kadar mı oyuna kaptırır. Belki de beni çeken tarafı buydu. Bir başladım, bırakamadım. Oyun sonunu getirmek için geceleri uyumuyordum.
O oyunu bitirdikten sonra da bir daha hiç oyun oynamadım diyebilirim. İkincisinin çıkacağını duyunca sevindim. İlk izlenimlerim okul staj günlerinde okulun Core 2 Duo işlemcili yeni bilgisayarlarının bulunduğu 3 arkadaşla takıldığımız labaratuarda oldu. Orda da oyunu %38 filan tamamlamıştım sonra başka bir labaratuara geçince yarıda bıraktım. Ama kayıt dosyam hala duruyor.
Bu yazımı aslında oyundan bahsetmek için yazmadım. Ben filminden bahsetmek istiyorum. Far Cry’ı bilenlerin çoğu şuan “aa filmi de mi var” diyorlardır belki. Evet var.. Bende yeni rastladım :) Şaşırdım hemen merakla indirdim. Ve izledim.
Filmide güzel. İzlemenizi tavsiye ederim. Yine kırmızı beyaz gömlekli kahramanımız Jack, kobay olan genleriyle oynanmış sıradışı askerlerle mücadele ediyor. Film 1 buçuk saat sürüyor. İzlemeye başlayınca hemen bitti sanki. Nasıl geçti anlamadım. Az geldi şahsen. Ama güzel filmdi.
